Giriş: İnsan Davranışlarını Anlamak ve Berkiyye’nin Gizemi
Son zamanlarda, insan davranışlarının ne kadar karmaşık olduğunu düşündükçe, içsel dünyamızın çoğu zaman dışarıdan görünenden çok daha derin olduğunu fark ediyorum. Hepimiz çeşitli duyguların, düşüncelerin ve sosyal etkileşimlerin etkisi altında hayatlarımızı sürdürüyoruz. Ancak bir kelime var ki, bunun üzerine düşündüğümüzde insan doğasının bazı yönlerini daha iyi anlayabileceğimizi hissediyorum: berkiyye. Bu kelime, kulağa garip gelse de, aslında insanlar arasında pek çok bilinçli ve bilinçsiz etkileşimi anlamamıza yardımcı olabilir. Peki, berkiyye ne demek? Bu yazıda, berkiyye’yi psikolojik bir mercekten inceleyecek, bilişsel, duygusal ve sosyal psikolojinin boyutlarıyla analiz edeceğiz.
Berkiyye: Bir Kelimenin Arkasındaki Psikolojik Derinlik
Berkiyye, halk arasında “kapalı olmak” ya da “içine kapanmak” gibi anlamlarla kullanılsa da, bu kavramın psikolojik bağlamda çok daha zengin bir içeriğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Kişinin, dış dünyaya karşı bir tür duvar örmesi ya da duygusal mesafe koyması hali, aslında psikolojik bir savunma mekanizması olarak değerlendirilir. Ancak bu durumun ardında, bilişsel, duygusal ve sosyal süreçlerin bir kombinasyonu bulunur. Berkiyye, aslında sadece bir ruh hali değil, aynı zamanda bireyin kendini dış dünyadan koruma isteğiyle de ilişkilidir.
Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Berkiyye
Bilişsel psikoloji, insanların düşünme süreçlerini anlamaya çalışır. Berkiyye, bu anlamda, kişinin içsel dünyasına bir duvar örmesinin ve dış dünyadan gelen uyaranları sınırlamasının bilişsel bir karşılık bulduğu bir fenomendir. Kişinin, çevresindeki insanlarla etkileşimde bulunmayı reddetmesi, belirli düşünce kalıplarının etkisiyle şekillenir. Örneğin, bir kişi olumsuz bir deneyim yaşadığında (örneğin, bir arkadaşından ya da iş arkadaşından bir olumsuz tepki almak), bu deneyimi genelleştirebilir ve gelecekteki tüm etkileşimleri olumsuz bir şekilde öngörebilir. Bu da, “berkiyye” halinin temelini oluşturur.
Meta-Analizler de, bu tür bilişsel engellemelerin, kişinin dünyayı algılayış biçimini nasıl değiştirdiğini gösteren araştırmalarla desteklenmektedir. Örneğin, Cognitive Behavioral Therapy (CBT), bireylerin bu tür olumsuz düşünceleri sorgulamalarını ve bunlarla başa çıkmalarını öğretmeye yönelik güçlü bir yöntemdir. Bu bağlamda, kişinin “kapalı” olma hali, sadece sosyal bir tutum değil, aynı zamanda bilinçli düşünceler ve inançlar tarafından şekillendirilen bir davranış biçimidir.
Duygusal Psikoloji ve Berkiyye: İçsel Korunma Arayışı
Duygusal zekâ, insanların duygusal durumlarını fark etme, anlama ve yönetme becerisi olarak tanımlanır. Berkiyye, duygusal zekânın düşük olduğu durumlarda sıkça görülen bir savunma mekanizmasıdır. Kişi, başkalarının duygusal taleplerini karşılamaktan kaçınabilir, duygusal açıdan mesafe koyarak, kendini korumaya çalışır.
Birçok vaka çalışması, berkiyye halinin duygusal yaralarla nasıl ilişkilendirilebileceğini göstermektedir. Örneğin, attachment theory (bağlanma teorisi) üzerine yapılan araştırmalarda, güvenli bağlanma stiline sahip olmayan bireylerin, başkalarına duygusal olarak mesafe koyma eğiliminde oldukları gözlemlenmiştir. Bu bağlamda, kişinin geçmişteki travmatik deneyimleri ya da duygusal ihmal, onun sosyal ilişkilerde “kapalı” bir tavır sergilemesine neden olabilir. Duygusal korunma, bir tür psikolojik savunma olarak, bireyin içsel dünyasında huzuru bulma çabasıdır.
Peki, bu durum gerçekten bir iyileşme yöntemi mi, yoksa daha fazla yalnızlığa yol açan bir kapanma mı? Psikolojik araştırmalar, duygusal olarak kapalı kalmanın uzun vadede yalnızlık ve depresyon gibi daha derin psikolojik sorunlara yol açabileceğini göstermektedir. Emotional Intelligence (EQ) düzeyini artırmak, bu tür durumların üstesinden gelmenin bir yolu olabilir. Bu, duygusal farkındalık ve başkalarıyla sağlıklı duygusal etkileşimler kurmayı gerektirir.
Sosyal Psikoloji ve Berkiyye: Toplumsal Normlar ve Etkileşimler
Sosyal psikoloji, bireylerin toplum içindeki davranışlarını ve toplumsal etkileri inceler. Berkiyye, toplumsal bir yanıt olarak da anlaşılabilir. Örneğin, toplumsal normlar, bir bireyin ne zaman “kapalı” olacağına karar vermesinde önemli bir rol oynar. Toplumda güçlü olan yalnızlık, bireysellik ya da “açıklık” gibi değerler, insanları dış dünyadan kendilerini soyutlamaya teşvik edebilir.
Birçok sosyal psikolojik araştırma, insanların sosyal etkileşimler sırasında farklı seviyelerde duygusal açıklık sergilediğini ortaya koymuştur. Bu durum, toplumsal etkileşime ne kadar katıldığımıza, duygusal açıdan ne kadar açık olduğumuza ve başkalarına ne kadar güven duyduğumuza bağlı olarak değişir. Social Exchange Theory (Sosyal Değişim Teorisi) buna örnek olarak, bireylerin sosyal ilişkilerdeki faydaları ve zararları değerlendirmeleri gerektiğini öne sürer. Bu değerlendirme sürecinde, duygusal mesafe ve “berkiyye” hali, kişinin ne kadar güvenli hissettiğine, sosyal etkileşimlerde ne kadar risk almak istediğine göre şekillenir.
Sosyal etkileşimin gücü, bazen duygusal kapalı kalmayı tetikleyebilir. Toplumun baskısı, bireylerin duygusal güvenliğini tehdit ettiğinde, insanlar kendilerini savunmaya alır ve “berkiyye” hali ortaya çıkar. Peki, toplumsal normlar, bireyin içsel dünyasında ne kadar güçlü bir etki yaratıyor? Bir insanın “kapalı” kalması, daha çok içsel bir tercih mi, yoksa dışarıdan gelen toplumsal bir baskının ürünü mü?
Sonuç: Berkiyye, Savunma veya Yalnızlık mı?
Berkiyye, psikolojik bir mekanizma olarak, bireylerin duygusal ve bilişsel dünyalarını nasıl koruduklarının bir yansımasıdır. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bu “kapalı” halin birçok farklı şekli vardır. Duygusal zekâ, bilişsel kalıplar ve sosyal etkileşimler, bu sürecin karmaşık bileşenleridir. Kişi, içsel dünyasındaki zorluklardan korunmaya çalışırken, bir yandan da toplumsal bağlantılarından ve ilişkilerinden uzaklaşabilir.
Ancak bu durumun getirdiği çelişkiler, psikolojik araştırmalarda hala net bir sonuca ulaşılabilmiş değil. Berkiyye’nin, bir savunma mekanizması olarak işlev görüp görmediği, ya da uzun vadede kişiyi daha da izole mi ettiği, hala tartışma konusu. Sizce, duygusal mesafe koymak bir koruma stratejisi mi, yoksa derin bir yalnızlık mı yaratıyor? Kendi hayatınızda, bu tür duygusal kapalı kalma halleriyle karşılaştınız mı? Ne zaman, neden böyle bir hisse kapıldınız?