Belediye Topladığı Köpekleri Ne Yapıyor?
Bir yaz akşamı, Kayseri’nin sıcak rüzgarları yüzümü okşarken, kafamda takılı bir soru vardı: Belediye topladığı köpekleri ne yapıyordu? Son zamanlarda, şehri gezerken sokaklarda yalnız bir köpek gördüğümde, içim bir tuhaf oluyor. Belki de başka bir köpek daha yakında “toplanıp” alınıyordur, diye düşünüyordum. Ne oluyordu o köpeklere? Nerede, nasıl bir hayatları vardı? İşte bu soru, beni bir gece boyunca düşündürmeye devam etti.
Bir Akşamın Hikâyesi
Kayseri’nin en güzel caddelerinden birinde yürüyordum. Kafamda geçmişi hatırlatan bir melodi çalıyordu. Biraz üzgündüm. Yolda karşıma bir köpek çıktı. Gözleri büyük ve masum, tüyleri neredeyse tamamen dökülmüş, ama hala arayış içinde. Bir yandan hızla yürüyordum, diğer yandan o köpeğin ardında bıraktığı yalnızlık duygusu, içimde bir şeyleri hırpalıyordu.
Köpek başını kaldırıp bana bakarken, ben de gözlerimi ondan ayıramadım. Ne vardı bu köpekte? Bir yaşama arzusu, bir sevgi ihtiyacı mı? İçim sıkıştı. Gözlerim doldu. O an anladım; bu sadece bir köpek değil, bir yaşamın bekleyişiydi. Belediye bir şekilde onu toplayacak, bir kafese koyacak, belki bir gün başka bir köpekle aynı kaderi paylaşacaktı.
Toplanan her köpek, şehre, insana, sevgiye, ya da şefkate bir adım daha yaklaşacak mıydı?
Gece boyunca kafamda dönen bu soruların yanıtını bulmak istedim. Ama maalesef, gerçekler çoğu zaman hayallerle uyuşmaz. Kayseri’nin caddelerinde gece boyu dolaşırken, birçok köpek gördüm. Sahipsiz, terkedilmiş ve pek çoğu yavaşça kaderine terk edilmek üzere belediyenin araçları tarafından alınıyorlardı.
Köpeklerin Geleceği
Her sokak köpeği, bir zamanlar sevgiyle büyütülmüş bir yavruydu. Her biri, bir gün sıcak bir yuvada, insan sevgisiyle büyümeyi hayal etmişti. Ancak o hayal, çoğu zaman gerçeğe dönüşmeden kayboluyor. Belediye, sokağa terk edilmiş ya da kaybolmuş köpekleri toplamakla yükümlüydü, evet. Ama peki sonra? Ne yapılıyordu bu köpeklerle?
İçim sıkılarak, birkaç gün sonra belediyenin barınağını ziyaret ettim. Kayseri’nin kenar mahallelerinden birinde yer alan o barınak, beklediğimden çok daha farklıydı. Bir odada, bir kaç köpek… Bir diğer odada ise daha fazla. Toplanan köpeklerin çoğu burada bir arada yaşıyorlardı.
Kafeslerin arkasında birbirlerine bakarak, tüm umutları tükenmişti. Kimi köpeklerin gözlerinde hayal kırıklığı, kimi köpeklerin gözlerinde ise korku vardı. Ne kadar alışık olurlarsa olsunlar, hala o kafeste kapalı olmak, onlara yalnızlık ve belirsizlik hissettiriyordu.
Ne Yapmalı?
Birçok köpeğin hayatı, bu barınaklardan birinin dört duvarı arasında belirleniyordu. Ben de içeri girdiğimde, bir köpek yanıma yaklaşıp kafasını okşatmak istedi. İçim cız etti. Herhangi bir canlı bu şekilde bir yere hapsedilemezdi. Onun bakışları bana sadece bir şey söylüyordu: “Beni bir daha sev, beni bir daha sahiplen”
Barınağın görevlisi, “Bunlar sağlık kontrollerinden geçiyor ve sonra sahiplendirilmeye çalışılıyor,” dedi. Ama ben, sadece o cılız sesle ne kadar umut bağlanabileceğini görmüştüm. Onlar, çoğu zaman sadece “geçici misafir” olarak kalıyorlardı. İster istemez, kafama bir soru daha takıldı: Peki, ya sahiplendirilmeyenler?
Köpeklerin yaşam hakları, bir noktada tamamen kayboluyordu. Belediye bir şekilde onları toplayıp geçici bir yer sağlıyordu, ama bu yerin onlara verebileceği ne bir huzur, ne de bir sevgi vardı. Her köpek, o barınakta tek başına bir yolculuktaydı.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Duygularım arasında sıkışmıştım. O kadar istemiştim ki, her bir köpeğin bir yuvası olsun, her birinin bir sahibi olsun. Ama gerçekler o kadar sertti ki, bazen insanın içinde hiçbir şey kalmıyordu. Sadece hayal kırıklığı… Ama yine de bir umut vardı. Belediye barınağındaki görevlilerin yaptıkları bu küçük umut kırıntıları, bir şekilde onları hayatta tutuyordu. Belki de gerçek sevgi, her gün biraz daha büyüyen o küçük umutlardı. Ve o umutla, her köpek bir gün yeniden arzuladığı mutlu hayatı bulabilirdi.
O akşamdan sonra, içimde daha fazla yer etmişti o sorular: Belediye topladığı köpekleri ne yapıyor? Onları sadece toplayıp bir kenara koyarak, hayata küsmelerine izin mi veriyor? Yoksa her birini daha fazla sevmenin bir yolunu mu buluyor? İstediğim şey, yalnızca onların bir gün iyi bir yuva bulup, mutlu olmalarıydı.
Sonuçta…
Belki de köpeklerin yaşamı, biz insanların gördüğü kadar basit değildir. Bir belediyenin yapabileceği, aslında çok sınırlıdır. Ancak bizlerin, bu canlılara duyduğumuz sevgiyle onlara bir şeyler katabileceğimize inanıyorum. Umutsuzca bir kurtuluş arayan bu köpeklerin bazen tek ihtiyacı olan şey, sevgi ve biraz umut.
Kayseri sokaklarında her gördüğüm köpek, bir hatırlatmadır bana: Bir köpek yalnız kalmamalıdır.
Ve belki de bir gün, bu hayvanları koruyan yasalar daha güçlü olur, belki de bir gün her barınak daha sıcak ve daha umut dolu olur. O zaman belki de içim daha rahat bir şekilde, sokaklarda karşılaştığım her köpeğe, sevgiyle bakabilirim.