İçeriğe geç

İnsanın kökeni nedir ?

İnsanın kökeni nedir? Bir Kayseri günlüğünden taşan hikâye

Okumaya Değer: İnsan haklarının tarihi nedir ?

Kayseri’de 25 yaşında bir genç olarak çoğu geceyi günlüğümle geçiriyorum. Kalın kapaklı, kenarları yıpranmış bir defterim var; içine sadece olayları değil, içimde birikenleri de yazıyorum. Bazen kelimeler düzgün çıkmıyor, bazen bir cümle yarım kalıyor ama yine de yazıyorum. Çünkü içimde sürekli dönen o soru var: İnsanın kökeni nedir?

Bu soru ilk bakışta çok büyük, çok uzak bir soru gibi geliyor. Ama benim için öyle değil. Çünkü bu soru, en basit anlarda bile karşımda duruyor. Bir insanın gözlerine baktığımda, eski bir fotoğrafa rastladığımda, ya da Kayseri’nin soğuk bir sabahında nefesimin buharını izlerken bile aklıma geliyor.

Ve her seferinde içimde aynı şey oluyor: hem bir hayal kırıklığı hem de garip bir merak.

Eski bir sandık ve başlayan hikâye

Merhaba! Basi sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “İnsanın kökeni nedir” var.

Geçen kış, annemin evinde eski bir sandığı açtık. Tozlu, ahşap kokulu bir sandık… İçinde dedemin gençliğine ait birkaç fotoğraf, sararmış mektuplar ve anlamını tam bilmediğim bazı belgeler vardı.

Bir fotoğraf dikkatimi çekti. Dedem, henüz 20’li yaşlarında, toprak bir yolda durmuş, yüzünde ciddi bir ifade. Elinde bir bavul var. O fotoğrafa uzun uzun baktım.

O an içimde bir şey kırıldı. Çünkü o fotoğraftaki genç adamın da benim gibi hayalleri vardı, korkuları vardı, belki de yalnızlığı vardı. Ve ben o an kendime şu soruyu sordum: İnsanın kökeni nedir?

Bu soru bir anda tarih kitaplarından çıkıp benim ailemin içine girmişti.

Dedemin mektubu ve içimde büyüyen boşluk

Sandığın içinden çıkan bir mektup hâlâ aklımda. Dedem yazmıştı, el yazısı titrek ama anlamlıydı. Bir şehirden başka bir şehre giderken hissettiklerini anlatıyordu. “Kendimi nereden geldiğimi unutmamak için zor tutuyorum” gibi bir cümle vardı.

O cümleyi okuduğumda uzun süre sessiz kaldım.

İçimde bir hayal kırıklığı vardı çünkü insanın zaman geçtikçe kendini kaybetmesi fikri beni korkutuyordu. Ama aynı zamanda bir umut da vardı; çünkü demek ki insan kökünü hissedebilen bir varlıktı.

İşte o an İnsanın kökeni nedir? sorusu benim için sadece biyolojik bir mesele olmaktan çıktı. Bir hafıza, bir his, bir aidiyet meselesine dönüştü.

Kültepe’ye yolculuk: geçmişin taşlara yazıldığı yer

Bir gün arkadaşlarımla Kültepe’ye gitmeye karar verdik. Kayseri’nin biraz dışında, rüzgârın sert estiği, toprağın tarih koktuğu bir yer.

Oraya vardığımda ilk hissettiğim şey sessizlikti. Ama bu sıradan bir sessizlik değildi; sanki binlerce yılın üst üste birikmiş sesi vardı.

Topraklara bakarken şunu düşündüm: Burada insanlar binlerce yıl önce de yürüyordu. Konuşuyorlardı, pazarlık yapıyorlardı, belki de aşk acısı çekiyorlardı.

O anda içimde bir şey kıpırdadı. İnsanın kökeni nedir? sorusu burada daha da derinleşti. Çünkü köken artık sadece ailem değil, insanlığın kendisiydi.

Taşların arasında kendimi aramak

Bir taşın üzerine oturdum. Etrafıma baktım. Rüzgâr yüzüme vuruyordu.

Kendime itiraf ettiğim bir şey vardı: aslında hayal kırıklığım büyüktü. Çünkü insanlık bu kadar eskiyken, ben hâlâ kendi yolumu bulamamıştım. 25 yaşında olmama rağmen bazen hiçbir yere ait değilmişim gibi hissediyordum.

Ama sonra başka bir şey geldi: umut.

Çünkü düşündüm ki, eğer insan binlerce yıldır varlığını sürdürebildiyse, bu bir anlam taşımalıydı. Belki de İnsanın kökeni nedir? sorusunun cevabı, sadece geçmişte değil, devam eden bir yolculuktaydı.

Şehirde yalnız bir gece ve iç sesim

O gece eve döndüğümde uzun süre uyuyamadım. Kayseri’nin soğuk gecesi camlardan içeri sızıyordu. Günlüğümü açtım ve yazmaya başladım.

“Bugün Kültepe’de kendimi çok küçük hissettim” diye yazdım. Sonra durdum. Kalem elimde kaldı.

Çünkü küçük hissetmek kötü bir şey değildi. Belki de insanın kökeni, tam da bu küçük hissetme anlarında saklıydı.

İnsanın kökeni nedir? sorusunu tekrar yazdım sayfanın üstüne. Bu kez cevap aramıyordum. Sadece sorunun içinde kalmak istiyordum.

Hayal kırıklığımın içinden geçen düşünceler

Bazen insan kendine kızıyor. Ben de kızıyorum. Neden daha net bir yolum yok, neden bu kadar çok düşünüyorum diye…

Ama sonra fark ediyorum ki bu düşünmek aslında bir kayboluş değil. Bir arayış.

Hayal kırıklığım var, çünkü net cevaplar istiyorum. Ama umut da var, çünkü sorularım hâlâ canlı.

Ve belki de en önemlisi şu: İnsanın kökeni nedir? sorusu beni hayatta tutuyor. Çünkü bu soru, bana sürekli bir başlangıç olduğunu hatırlatıyor.

Bir sabah, annem ve sessiz bir kahvaltı

Ertesi sabah annemle kahvaltı yaptık. Çaydan yükselen buhar mutfağı dolduruyordu. O an her şey çok sıradandı ama bir o kadar da derindi.

Anneme dedemin mektubunu anlattım. O da sessizce dinledi.

Sonra sadece şunu dedi: “İnsan kökünü unuttuğunda eksilir.”

Bu cümle içime oturdu. Çünkü basit ama ağırdı.

O an İnsanın kökeni nedir? sorusunun cevabının bir kısmını hissettim: belki de kök, sadece geçmiş değil, paylaşılan bir hafızaydı.

Aile, hafıza ve görünmeyen bağlar

O gün fark ettim ki aile sadece birlikte yaşamak değil, birlikte hatırlamak demekti. Dedemin mektubu, annemin sözü, benim günlüğüm…

Hepsi aynı zincirin halkaları gibiydi.

Ve bu zincir bana şunu düşündürdü: insan sadece biyolojik bir varlık değil, aynı zamanda bir hikâye taşıyıcısıydı.

Umarız “İnsanın kökeni nedir” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Basi ailesiyle kalmaya devam edin!

Geleceğe bakan bir pencere

Şimdi 25 yaşındayım. Önümde uzun bir yol var. Bazen korkuyorum, bazen heyecanlanıyorum.

Kendime sık sık soruyorum: 10 yıl sonra nerede olacağım? Daha mı güçlü olacağım, yoksa daha mı yalnız?

Ama her ne olursa olsun, İnsanın kökeni nedir? sorusu benimle kalacak gibi hissediyorum.

Çünkü bu soru sadece geçmişi değil, geleceği de şekillendiriyor.

Umut ve kaygı arasında

Umutluyum çünkü insanın hikâyesi bitmemiş gibi geliyor. Her gün yeni bir şey öğreniyoruz, yeni bir şey hissediyoruz.

Ama kaygılıyım da. Çünkü bazen insanlar köklerinden uzaklaştıkça kendilerini de kaybediyor gibi geliyor.

Bu iki duygu içimde sürekli birbirine karışıyor. Ve ben bu karışımın içinde büyüyorum.

Son düşünce: kök dediğimiz şey nerede başlar?

Defterimin son sayfasına bazen tek bir cümle yazıyorum:

“İnsanın kökeni nedir?”

Cevap yazmıyorum. Çünkü artık biliyorum ki bazı sorular cevaplanmak için değil, yaşanmak için vardır.

Ve ben Kayseri’nin soğuk gecelerinde, eski mektupların arasında, Kültepe’nin rüzgârında ve annemin sessiz cümlelerinde bu soruyla yaşamaya devam ediyorum.

Okumaya Değer: İnsan Suresi bize ne anlatıyor ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://www.turboforum.com.tr https://egetekiz.com.tr https://agaoglugida.com.tr Sitemap
elexbettulipbet güncel